top of page

Gereksinim Sebebiyle Tahliye Davası Ve TBK 350 Maddesi Kapsamında Ev Sahibinin Hakları

26 Ağu
5 dakikada okunur
TBK 350 gereksinim sebebiyle tahliye davası ve ev sahibi hakları rehberi

Kira hukuku, hem kiracıların hem de kiraya verenlerin hak ve yükümlülüklerini düzenleyen, toplumsal yaşamda sıklıkla uyuşmazlıklara konu olan son derece dinamik bir alandır. Ev sahibinin veya işyeri malikinin taşınmazı yeniden kendisi ya da kanunda sayılan yakınları için kullanma ihtiyacı doğduğunda, kanun koyucu bu durumu belirli şartlara ve kurallara bağlamıştır. Türk Borçlar Kanunu bünyesinde yer alan TBK m.350 düzenlemesi, kiraya verenin gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını yasal güvence altına alır.

Kanun metninde açıkça belirtilen TBK 350/1 ve uygulamadaki dilekçelerde zaman zaman sehven yer bulan TBK 350/1 maddesi uyarınca; kiraya veren, konutu veya işyerini kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için kullanma zorunluluğu bulunuyorsa belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise genel hükümlere göre belirlenecek tarihten itibaren bir ay içinde açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirebilir. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına bir Eskişehir kira avukatı ile hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır.


Gereksinim Sebebiyle Tahliye Şartları


Gereksinim sebebiyle tahliye davasının mahkemece kabul edilebilmesi için belirli kanuni şartların bir arada bulunması gerekir. Uygulamada bu şartlar titizlikle incelenir ve en ufak bir usul hatası davanın reddedilmesine yol açabilir. Gereksinim sebebiyle tahliye şartları genel olarak şu başlıklar altında toplanmaktadır:

  1. Gerçek, Samimi ve Zorunlu Bir İhtiyacın Var Olması: Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, ileri sürülen ihtiyacın henüz doğmamış veya ileride gerçekleşmesi muhtemel bir tahmine dayanmaması gerekir. İhtiyaç dava açıldığı tarihte var olmalı ve yargılama süresince de devam etmelidir. Henüz gerçekleşmemiş doğmamış bir ihtimale dayanarak dava açılamaz.

  2. İhtiyaç Sahibinin Kanunda Sınırlı Sayılan Kişilerden Olması: Gereksinim iddiası sadece kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu (çocukları, torunları), üstsoyu (anne, babası, büyükanne/büyükbabası) veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için ileri sürülebilir. Bu kişilerin dışında kalan akrabalar (kardeş, yeğen, amca vb.) için bu maddeye dayanılarak tahliye istenemez.

  3. Kanuni Sürelere ve İhtar Usulüne Uyulması: Sözleşmenin belirli ya da belirsiz süreli olmasına göre kanunda öngörülen bildirim ve dava açma sürelerine eksiksiz uyulmalıdır.

Bu temel şartların varlığı halinde bir Eskişehir avukat rehberliğinde açılacak dava, mülkiyet hakkının korunmasına hukuki koruma sağlar.


Hangi Durumlar Gereksinim Sayılır Hangi Durumlar Sayılmaz?


Mahkemelerin tahliye kararı verebilmesi için ihtiyacın niteliği belirleyicidir. Yargı kararları ışığında nelerin gereksinim sayılacağı ve nelerin sayılmayacağı şu şekilde özetlenebilir:

Gereksinim Sayılan Haller:

  • Kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının kendilerine ait başka bir konutunun olmaması ve halihazırda kirada oturmaları (özellikle oturdukları evden tahliye tehdidi altında bulunmaları),

  • Kiraya verenin çocuğunun evlenme aşamasında olması ve ayrı bir konut ihtiyacının doğması,

  • Sağlık sorunları sebebiyle kiraya verenin veya yakınının daha alt katta ya da asansörlü bir binada yaşama zorunluluğunun belgelenmesi,

  • Yurt dışından veya başka bir şehirden kesin dönüş yapılması ve ikamet edecek başkaca bir taşınmazın bulunmaması,

  • İşyeri ihtiyacında; kiraya verenin yürüttüğü meslek veya ticari faaliyet için kiradaki taşınmazın daha uygun olması veya gerçek bir iş kurma hazırlığının bulunması.

Gereksinim Sayılmayan Haller:

  • Taşınmazı daha yüksek bedelle başkasına kiraya verme amacı,

  • Evi sadece satışa çıkarmak ve boş olarak daha rahat satmak istemek,

  • İleride gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz olan uzun vadeli planlar,

  • Kiraya verenin aynı bölgede aynı niteliklere sahip ve boş durumda başkaca taşınmazlarının bulunması.


İhtar Usulü Dava Açma Zamanı ve Süresi


Tahliye davalarında en çok dikkat edilmesi gereken hususların başında süreler gelir. Sürelerin yanlış hesaplanması davanın usulden reddine neden olur.

Belirli Süreli Kira Sözleşmelerinde: Dava, sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Ancak kiraya veren, sözleşme süresi sona ermeden önce veya en geç dava açma süresi içinde tahliye iradesini içeren bir ihtarnameyi kiracıya tebliğ ettirmişse, dava açma süresi o kira yılı sonuna kadar uzamış sayılır.

Belirsiz Süreli Kira Sözleşmelerinde: Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır. 6 aylık fesih döneminin sonu için en az 3 ay öncesinden kiracıya ihtarname gönderilmeli ve 6 aylık dönemin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır.

Hak kaybına uğramamak için Eskişehir hukuk büroları üzerinden sürelerin doğru takibi ve ihtarname süreçlerinin zamanında yürütülmesi kritik önem taşır.


Yeniden İnşa ve İmar Sebebiyle Tahliye Davası Nedir?


Gereksinim sebebiyle tahliye konusunun yanında sıklıkla karşılaşılan bir diğer kurum yeniden inşa ve imar sebebiyle tahliye davası nedir sorusuyla karşımıza çıkar. Bu durum TBK 350 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir.

Taşınmazın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli olup bu işler sırasında kiralananın kullanımının imkansız olması halinde açılan davadır. İhtiyaç sebebiyle tahliyeden farkı, burada şahsi bir kullanım ihtiyacından ziyade yapının fiziki durumu ve inşaat/tadilat zorunluluğunun bulunmasıdır. Bu davada onaylı mimari projenin varlığı ve tadilatsız oturumun imkansızlığı aranır.

Bu konuda daha detaylı bilgi, hukuki şartlar ve süreç yönetimi için Yeniden İnşa ve İmar Sebebiyle Tahliye Davası isimli inceleme yazımızı okuyabilirsiniz.


Gereksinim Sebebiyle Tahliye Davasında Arabuluculuk


01 Eylül 2023 tarihi itibarıyla yapılan yasal düzenleme doğrultusunda kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kabul edilmiştir. Bu nedenle gereksinim sebebiyle tahliye davasında arabuluculuk aşaması, mahkemeye başvurmadan önce tamamlanması zorunlu bir süreçtir.

Kiraya veren, dava açmadan önce adliye arabuluculuk bürosuna başvurur. Taraflar arabulucu nezaretinde bir araya gelerek anlaşma zemini arar. Müzakereler sonucunda anlaşma sağlanırsa süreç mahkemeye gitmeden çözüme kavuşur. Anlaşma sağlanamaması halinde ise düzenlenen "Anlaşamama Son Tutanağı" dava dilekçesine eklenerek mahkemeye başvurulur. Sürecin her aşamasında bir Eskişehir tahliye avukatı desteği almak hakların etkili şekilde dile getirilmesine olanak tanır.


Gereksinim Sebebiyle Tahliye Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme


Kira uyuşmazlıklarında yetki ve görev kuralları emredici niteliktedir. Gereksinim sebebiyle tahliye davasında yetkili ve görevli mahkeme şu şekilde belirlenmiştir:

Görevli Mahkeme: Dava konusunun değerine bakılmaksızın tüm tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Yetkili Mahkeme: Genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesi veya gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesidir. Eskişehir sınırları içerisindeki bir taşınmaz için dava Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesinde açılacaktır.


İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Sürecinin Uygulaması


Sürecin pratikte nasıl işlediğini kavramak adına somut bir olayı inceleyelim:

Bir konut maliki, Eskişehir merkezde bulunan dairesini 1 yıllık belirli süreli kira sözleşmesi ile kiracıya kiralamıştır. Sözleşme süresi devam ederken ev sahibinin şehir dışında okuyan kızı mezun olmuş ve Eskişehir’de bir şirkette işe başlayarak kendi evine geçme ihtiyacı doğmuştur. Ev sahibinin kızı için konut gereksinimi gerçek, samimi ve zorunludur.

Ev sahibi, sözleşme süresinin bitimine 2 ay kala noter kanalıyla bir ihtarname keşide ederek dönem sonunda dairesinin kızının konut ihtiyacı sebebiyle tahliye edilmesini kiracıya bildirir. Sözleşme süresi sona erdiğinde kiracı evi tahliye etmez.

Bunun üzerine ev sahibi, ilk adım olarak adliye arabuluculuk bürosuna başvurur. Gereksinim sebebiyle tahliye davasında arabuluculuk görüşmelerinde kiracı kısa sürede yeni ev bulamayacağını belirtir ve anlaşma sağlanamaz. Arabulucu anlaşamama son tutanağını düzenler.

Ev sahibi, son tutanağın düzenlenmesinden itibaren 1 ay içerisinde Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açar. Dava dilekçesinde kızının iş sözleşmesini, Eskişehir’e yerleştiğini ve başkaca bir konutlarının bulunmadığını delil olarak sunar. Mahkeme yapılan yargılama sonucunda ihtiyacın somut ve samimi olduğuna kanaat getirerek taşınmazın tahliyesine karar verir. Usulüne uygun yürütülen bu süreç ev sahibinin mülkiyet hakkına tam bir hukuki güvence sağlamıştır.


Sonuç ve Hukuki Değerlendirme


Gereksinim sebebiyle tahliye davaları, Türk Borçlar Kanunu kapsamında katı süre kısıtlamalarına ve ispat yükümlülüklerine tabi kılınmıştır. İhtar tarihlerinin kaçırılması, arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi veya ihtiyacın mahkemede somut delillerle kanıtlanamaması davaların reddedilmesine ve ciddi zaman kayıplarına neden olabilmektedir. Tarafların kanuni haklarını zamanında ve doğru usulle kullanması mağduriyetlerin önüne geçer.


Hukuki Danışmanlık ve İletişim


Kira hukuku ve tahliye süreçleri, her somut olayın özelliğine göre farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir. Konut veya işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açmayı planlıyorsanız ya da tarafınıza yöneltilmiş bir tahliye talebi bulunuyorsa, hak kaybı yaşamamak adına uzman bir hukukçudan destek almanız son derece önemlidir. Sürecinizin yasal mevzuata ve güncel Yargıtay içtihatlarına uygun yürütülmesi için büromuzla iletişime geçerek profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.


 

Yorumlar


    Eskişehir Avukat                 Arabulucu           Büşra Seklice

busraseklice@gmail.com

0222 408 48 88

©2023, Avukat Büşra Seklice

bottom of page